Paylaş
Alınteri bundan böyle her ayın 1'i ve 15'inde tabloid olarak çıkacak...

1993 yılında yayın hayatına başlayan gazetemiz, sınıfın öncüsü olma iddiasını ideolojik bir söylem olmaktan çıkarıp pratik bir yönelime dönüştürmenin somut ifadesiydi. Onun çıkışı sınıfın devrimci ve komünist hareketle henüz buluşamamış öncü bölüklerine ulaşma devrimci hedefi, dolayısıyla kitle çizgisiyle doğrudan ilişkilidir. O zamana kadar biz de dahil sınıf içinde şu ya da bu düzeyde faaliyet yürüten belli başlı güçlerin hepsi çeşitli siyasal dergiler çıkarıyorlardı. Bu yayınların esas hedefi komünist ve devrimci hareketin faaliyetlerine merkezi bir karakter kazandırmak, kadrosal güçlerin ideolojik-siyasal eğitimindeki araçlardan biri olmaktı. Fakat doğrudan işçi sınıfının öncü bölüklerini hedefleyen, onlarla sosyalist hareket arasında köprü kurmayı merkezine koyan devrimci bir işçi gazetesi yoktu. Bu durum aslında devrimci komünist çalışmanın sınıfın geniş bölükleriyle buluşmasında yaşanan ufuk darlığının da ifadesiydi. Gazetemiz bu gerçeğin bilincine varılmasının ürünü olarak, geniş bir kamuoyu yoklaması sonuçlarının değerlendirilmesi üzerinden doğdu.

 

Bir anket şeklinde yürütülen bu yoklamadan süzülen sonuçlar: “Çıkacaksa böyle bir gazete, işçi gazetesi olmalı, yeterince devrimci yayın var” cümlelerinde özetleniyordu. Önceleri sınıf içinde yürütülecek kitle çalışmasında kullanılacak devrimci sendikal bir yayın olarak düşünülürken kolektif bir havuzda toplanan bu sonuçların değerlendirilmesiyle daha kapsamlı bir işçi gazetesinde karar kılındı: Sadece ekonomik ve sosyal sorunları değil, toplumsal yaşamın tüm alanlarını kapsayan, alışılmış siyasal jargon ve kalıpları aşan, sınıfın öncü bölükleriyle buluştuğu oranda onlardan beslenerek hayatın nabzını hissedip/hissettiren bir gazete! Kolektif ajitatör/propagandacı ve örgütçü olarak çok yönlü bir işleve ve aynı zamanda içerik ve kapsama sahip bir araç…

 

Esas hedefi sınıfla sosyalist hareketin kaynaşması olan bir gazetenin içeriği ve biçimi de bu hedef kitlenin niteliklerinin kavranmasına göre belirlenmeliydi. Bunun için o dönemin öncü işçi profilinin genel hatlarıyla da olsa kavranması gerekiyordu. Sınıfın bu halkası, alışkanlıkları, beklentileri, sorunları, mücadeleyle ilişkilenme düzeyleri, çelişkileri, dinamikleri, birikimleri, dilleri, yaşam tarzlarıyla kavranmalı; gazete de çıkarılan bu fotoğrafın daha ileri bir düzeye taşınmasının manivelası olmalıydı. Bu açıdan gazetemiz geniş bir düşünsel ön hazırlık üzerinden şekillenerek yola çıkıyordu. Onun emekçilerinin, doğal muhabirlerinin, ilk ulaşacağı ve sınıfa da ilk elde doğrudan ulaştıracak kesimler bu noktada geniş bir eğitim sürecinden geçerek işe başlanıyordu.

 

İşin bu noktasındaki düşünsel olgunlaşma sağlandıktan sonra gerisi devrimci bir aracın kolektif bir sahiplenmeyle sınıf ve emekçi kitlelerin derinliklerine taşınmasına kalıyordu. Bunun için atılan ilk adım kapsamlı bir tanıtım çalışması oldu. Bir aracın yakıcı ihtiyaç olarak kavranması ve gerekliliğine duyulan bilinçli inancın ortaya çıkardığı muazzam bir kolektif enerjiyle Türkiye’nin 1993’lü yıllarında on binlerce afiş ve bildiriyle güçlerin sınırlarını kat be kat aşan bir tanıtım çalışması yapıldı. Belli başlı sanayi kentlerinin hemen her sokağında Alınteri afişi, bildirisi görebileceğiniz çapta bir çalışmaydı bu. 12 Eylül’ün o ezici havasının Kürt ulusal hareketinin yükselişi ve TDH’nın yeniden toparlanmaya başlamasıyla yeni biçimlerde hissettirildiği o günlerde legal bir gazete için bu çapta bir tanıtım çalışması yapılması faşist devletin dikkatinden kaçmamış, hemen tüm illerde çalışma, devlet terörüyle engellenmeye çalışılmıştı.

 

Bu açıdan da gazetemizin çıkışı aynı zamanda 12 Eylül yıllarından sonra devrimci komünist temelde yürütülen en kapsamlı legal tanıtım faaliyetlerinden biri oluyordu. O koşullarda bu aynı zamanda bedellerle kazanılmış legal mücadele araçlarının geniş bir toplumsal meşruiyet kazanması anlamına geliyordu. Sayısız gözaltı, işkence ve sistematik polis saldırılarına rağmen belli başlı tüm kentlerde kafanızı çevirdiğiniz hemen her noktada gazetemizin adının görülmesi engellenemedi.

 

Bu başarılı çalışma gazetenin 2. sayısındaki Alınteri’nden köşesinde şu şekilde özetleniyordu:

 

1. sayımız dağıtım tekellerinin engellemelerine rağmen işçi ve emekçi okurlarımıza ulaşmayı başardı ve ilgiyle karşılandı. Bu ilgide Alınteri’nin çıkışından önce yaptığımız geniş tanıtım ve propagandanın da payı vardı kuşkusuz. Alınteri’nin tanıtımı için iki kez afiş çıkardık. Herbiri 30.000 adet basılan bu afişler İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antakya, Çankırı, Çorum, Samsun, Zonguldak, İzmit, Bursa, Balıkesir, Çorlu, ve Edirne’de yaygın bir biçimde yapıştırıldı. Aynı illerde 30.000 adet basılan özel sayımızı da dağıttık. En merkezi yerleri yaptığımız dağıtım ve afişlerin yanı sıra fabrika çevrelerinde Alınteri’nin amaçlarını işçilerle yüz yüre konuşarak anlattık.

 

Yerel radyo gazete ve TV olanaklarını da değerlendirdik. Alınteri ilanları Antakya… ve Çorum Merhaba gazetelerinde yayınlandı. Yine İstanbul KMP televizyonu Adana’da SES Radyosu, İzmir Bornova FM Radyo’sunda ilanlarımız yer aldı.

 

Alınteri’mizin yaygın tanıtımı işçi ve emekçilerin ilgisini uyandırırken egemen çevrelerin de dikkatinden “kaçmadı”. Afiş ve dağıtım sırasına Ankara’da üç, İzmir’de on altı, İstanbul’da on, Adana’da üç, Mersin’de altı, İzmit’te iki, Çankırı’da beş okurumuz gözaltına alındı. “İşçi Sınıfı Kürt Sorununa İlgisiz Kalabir mi?” başlıklı yazımız bahane edilerek ilk sayımız hakkında toplatma kararı çıkartıldı ve gazetemizin geniş kitlelere ulaşması engellenmek istendi.

 

Alınteri, haklı ve onurlu mücadelesine, siz okurlarını da desteğiyle yılmadan devam edecektir.
 

Alınteri sayı: 2 15 Kasım 1993

 

22. yılına girmek üzere olan gazetemiz bu yıllar boyunca polis tarafından defalarca basıldı, yasaklandı, kapatıldı. Kendi iç yetmezliklerimiz ya da bizi aşan kimi nedenlerle dönem dönem kesintiye uğrasa da hikayesi bugüne uzanan zengin bir okul oldu; azımsanmayacak bir birikim yarattığı gibi sınıf içinde de azımsanmayacak bir etki yarattı. Onun tarihsel süreci bizim hikayemizle paralellik arzetti. Ne zamanki komünist olma iddiasına uygun bir sınıf çalışması yürütmüşsek bu gazetemizin içeriğine, diline, dinamizmine de yansımıştır. Onu kitlelerle buluşturabildiğimiz oranda o da yaşamın tüm canlı sorunlarına temas eden bir zenginlik, onları dönüştürecek bir dinamizm kazanmıştır. Bu ısrarda yaşanan her kırılma, her kesinti de aynı şekilde onun zayıflamasına birebir etkide bulunmuştur.

 

Son yıllarda gazetemiz kimi zaman aksayarak da olsa 1 aylık periyotlarla yayınlanmayı sürdürdü. Sınıf yönelimi ve iddiamızı pratik bir duruşla ifade etmeyi başardığımız dönemlerde gazetenin dağıtımı, içeriği, dili hatta biçimi bile bunun ritmine uygun bir nitelik kazandı, bu ısrardaki her kırılma da…

 

Periyodumuz ve biçimimizi değiştirme ihtiyacı!
Alınteri 1993 yıllarında tasarlanırken biçim olarak o dönemin öncü işçi profili de dikkate alınarak gazete boyutlarının tercih edilmesinde karar kılınmıştı. Fakat daha o zamanlar bile sınıfın yapısı ve bileşimi, teknolojik gelişmeler ve bunların yaratacağı toplumsal alışkanlıklara işaret edilerek bu biçimin değişebileceği, ilerleyen yıllarda tabloid biçimine geçilebileceği vurgulanmıştı. Şimdi tabloid boyutlarında bir gazetenin sınıfın yeni öncü bölüklerince de daha fazla tercih edilir hale gelmesi, metro ya da toplu ulaşım araçlarındaki sıkışıklığın okuma olanak ve alışkanlıkları üzerindeki etkileri, burjuva medyada bile yaşanan biçimsel değişimlerin toplumsal alışkanlıklar üzerindeki etkileri vs. düşünülerek bu biçime geçmeye karar verdik.

 

Sınıf hareketindeki iç kaynamalar, biriken kriz dinamikleri noktasından baktığımızda bile bir işçi gazetesi açısından 1 aylık bir periyot kabul edilemez. Teknolojinin giderek yaygınlaşan kullanımı basılı yayınlara ilgiyi önemli oranda düşürdü/düşürüyor. Uzun periyotlardaki boşluğu internet yayınımızın giderek güncel bir haber yorum sitesi niteliği kazanmasıyla belirli oranlarda telafi edebiliriz. Fakat tüm bunlara rağmen sınıf çalışmasında basılı bir yayın organının halen yakıcı bir ihtiyaç olduğu da açık. Bu hem internet kaynaklarına yeterince ulaşamayan azımsanmayacak bir kesimin varlığı düşünüldüğünde böyledir, hem de sınıf çalışmalarındaki yüz yüze temasta bir kimlik haline gelen gazete gibi bir aracın halen zaruri bir ihtiyaç olması nedeniyle…

 

Gazetemizi günümüz öncü işçi profilinin özellikleri, ihtiyaç ve beklentilerini de gözeterek sınıf çalışmasında daha güçlü bir yönelimin ifadesi olarak 15 güne çektiğimiz gibi biçimsel olarak da değiştirmek gerektiğine karar verdik. 2015 yılını bu biçim ve periyotla karşılayan gazetemiz, sizlerin desteğini, katkılarını, geniş anlamda sahiplenmenizi bekliyor.

 

[Alınteri’nin baskıda olan 2015 Ocak sayısından alınmıştır