Paylaş
Sistemin aşınmış çarklarını daha bir aşındıracak bir güce…

Bugün, yayın hayatımıza kaldığımız yerden başlamanın heyecanı ile sitemizi açıyoruz! Aradan birkaç yıl geçmiş olmasına rağmen bizlerin yıllar önce dediği gibi isyan ateşi, Türkiye topraklarında da boy verdi. İki yıl önce Haziran Direnişi’nde, milyonların sokağa dökülmesiyle, Türkiye ve Kürdistan topraklarında bütün alanlar zapt edildi. Bunun üzerine devletin acımasız bir biçimde saldırması, sekiz insanımızı ölümsüzlüğe uğurlamamız ve onların cenazelerine olan katılımlar bir kez daha gösterdi ki: ‘diz çökmeyeceğiz!’.

Devlet “yitirdiklerimizin” cenazelerinin kitleselliği üzerine de saldırıya geçti. Onlarca insanımız gözaltına alındı, yaralandı, tutuklandı.

Berkin canımızın şehit düşmesi sonucu birçok üniversitede boykot ile tehdit etti gençlik, devleti.

Rüşvet ve yolsuzluk çeteleri baş gösterdi geçen yıl. Burjuva devletin kendi iç dalaşları nedeniyle neredeyse felç olan haline tanıklık ettik. Bu dalaşta yapılan karşılıklı hamlelerde sayısız polis, bürokrat, neoliberal canavarlık çağında palazlanan patronlar, bakan çocukları, savcılar… gözaltına alındı. Ağırlaşan toplumsal krizin derinleştirdiği rejim krizinin ifadesiydi ortalığa saçılan tüm pislikler.

Daha sonra Soma Katliamı’nı gördü bu topraklar. Resmi rakamlara göre 301, gerçek rakamlarla yüzlerce madencinin göz göre göre ölüme yollanmaları karşısında gençlik, gene boykot ile cevap verdi bütün üniversitelerde.

Devletin kaldığı yerden saldırılarına devam etmesi üzerine, hemen tüm toplumsal kesimlerin çeşitli eylem biçimleriyle öfkelerini sokağa salmaları karşısında yeni yasa tasarıları yürürlüğe girdi.

Umudun simgesi olan bir direniş: Kobane Direnişi baş gösterdi Ortadoğu’da. Yıllar yılı kan revan olan Ortadoğu, bu kez bir direniş sembolü oldu. Kürt halkının on yıllardır yaşadığı acı, ödediği bedeller, kurduğu düşler Rojava devriminde vücut buldu. Tüm dünyanın cellatlarının şimşeklerini üzerine çeken Rojava, IŞİD çetelerince kan ile boğulmaya çalışıldı.

Bizler aktif olarak direnişe katılamamış olsak bile, sınır nöbetlerinde, yardım konvoylarında en önde olarak Kürt halkının yanında olmanın onurunu bir kez daha yaşadık.

Bu yıla gelecek olursak, sıkıyönetim yasaları meclisten geçti. Bunlarla işçi-emekçileri, Kürt halkını, gençliği dizginleyebileceğini sanıyor burjuvazi ve devleti. Saldırıları yanıtsız kalmayacak!

Haziran Direnişi’nde zaptettiğimiz bütün meydanları, alanları devletin faşizminden temizleyeceğiz, er ya da geç. Devletin faşizmini biliyoruz. Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta, Hatay’d,a 19 Aralık’ta, Roboski’de ve daha onlarcasında.

İki türlü yazılır tarih: Birincisi, burjuvaların istediği tarih, ikincisi ise sınıfların ve halkların yazdığı tarih. Bizler ikincisinin ilkinden daha görkemli olduğunu biliyoruz ve burjuvazi ve devleti de bundan korkuyor.

Bu topraklarda katliamlar gerçekleştirerek bizlerin tarihlerinde kanlı pazarlar yaratmaya çalışıyorlar! Bizler düşmanı iyi biliyoruz. Tarihimizde yanıtsız bırakılmış bir tane bile katliam yoktur.

Sitemizi gençliğin sesini, soluğunu taşıyan bir mevziye dönüştürmek istiyoruz. Sistemin aşınmış çarklarını daha bir aşındıracak bir güce…

Yürüyeceğimiz bu yolda, tüm dostlarımızın, yoldaşlarımızın ve arkadaşlarımızın desteği ile el ele büyüteceğiz umudu ve simgeleştireceğiz direnişimizi!